|
BİLGİ ÇAĞINDA İNSAN
Bilgi çağı, bireylerin, bilgiyi yalnız alıp kullanmalarını değil; üretmelerini, sorunların çözümünde kullanabilmelerini gerektirmektedir. Buna göre, bilgi toplumunu oluşturacak bireyler; çok yönlü düşünen, olaylara eleştirel bakabilen, yaratıcı, üretken, problem çözme gücü yüksek özellikler taşımalıdır.
Eğitim sisteminin en üst düzeyini oluşturan yüksek öğretim, bireylere bu özellikleri kazandırarak bireysel ve toplumsal işlevlerini yerine getirebilir. Bu nedenle, yüksek öğretim programlarının bilgi çağı insanını yetiştirebilecek özellikler taşıması gerekir. Bu makalede, şu sorulara yanıt aranmıştır: Bilgi çağında yüksek öğretimin işlevleri nelerdir? Bilgi çağında yüksek öğretim programlarının taşıması gereken genel özellikler nelerdir? Bu amaçlar doğrultusunda, yüksek öğretim programları; amaçlar, eğitim durumları ve sınama durumları açısından irdelenmiştir. Sonuç olarak, yüksek öğretim programlarının bilgi çağına özgü geliştirilmesi gerektiğine işaret edilmiş ve programlarda bulunması gereken ortak özellikler belirtilmiştir.
Bilgi çağında, bireylere nasıl bir eğitim verileceği, hangi davranışlarla donanmış olarak yetiştirilecekleri, üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Eğitimde amaç, bireylerin yeteneklerini ve ilgi alanlarını saptayarak bunları geliştirici öğretim yöntemlerini uygulamaktır. Eğer yetenekleri iyi saptanır ve aynı doğrultuda eğitim yapılırsa eğitimin asıl amacına uygun bir çalışma yapılmış olur (Oğuz, 2001, 112). Bilgi çağında, bireylerin; bilgiyi üreten, değerlendiren, sorunlarını belirleyip çözmek için bilgiyi kullanan özellikler kazanmaları önem taşımaktadır. Bilgi toplumunun oluşması tek yönlü düşünen insanlarla değil, çeşitli yetenekleri gelişmiş, çok yönlü düşünen insanlarla olanaklıdır.
|
|
|
|
|
Çağdaş eğitim sistemi, bireysel gereksinimleri giderdiği, bireysel farklılıkları gözettiği ve bireylerin, yaşadıkları çağa ve topluma uyumlu yaşamalarını sağlayacak nitelikleri kazandırabildiği ölçüde insanların kendilerini gerçekleştirmelerine hizmet etmiş sayılır. Bu nedenle toplumlar, eğitim sistemlerinin işleyişini etkili ve verimli bir biçimde gerçekleştirmeye çalışırlar. Bireylerin eğitimlerini tesadüflere bırakmaz; bilimsel ilkeler ışığında, planlı, programlı bir biçimde yürütürler. Sistematik yaklaşım, sistemdeki öğelerin dinamik bir bütün oluşturacak şekilde birbirleriyle ilişkili olarak ele alınmasını gerektirir. Sistemdeki bir öğenin olumlu ya da olumsuz işleyişi, diğer öğeleri de olumlu ya da olumsuz olarak etkiler.
Türk Eğitim Sistemi kendi içinde; okul öncesi eğitim, ilköğretim, orta öğretim ve yüksek öğretim gibi aşamalı alt sistemlerden oluşur. Bunların birbirleriyle uyumlu ilişkiler içinde olmaları ve bilgi toplumunu oluşturacak nitelikte bireyleri yetiştirmeleri gerekir. Bu alt sistemlerden, örneğin, yüksek öğretimde yaşanan olumsuzluklar; okul öncesi eğitim, ilköğretim ve orta öğretimi de olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle, yüksek öğretim programlarının bilgi çağı insanını yetiştirebilecek özellikler taşıması gerekir. Bu açıdan, bu makalede şu sorulara yanıt aranması amaçlanmaktadır: Bilgi çağında yüksek öğretimin işlevleri nelerdir? Bilgi çağında yüksek öğretim programlarının taşıması gereken genel özellikler nelerdir?
|
|
|
|