NASIL BİR YÖNETİCİSİNİZ
Yazar:
Charles MARGERİSON
Yayınevi:İlgi Yayıncılık
Baskı:
İstanbul
ISBN:975-399-025-1
Bilim Grubu:Yönetim
Türü: Tercüme
Hitap Ettiği Okuyucu Kitlesi:Özel İlgi
Genel Değerlendirme:
Bu kitap yaptıkları işi ve o işi uygulama
yollarını yargılamak isteyen yöneticiler içindir. Kitap da nasıl bir iş
tercih ediyorsunuz? Sizi ve başkalarını teşvik eden etkenler nelerdir?
Toplantılarda ne kadar verimli olabiliyorsunuz? Zamanı iyi kullanabiliyor
musunuz? gibi sorulara cevap aramak mümkündür. Yazar bu kitabı oluştururken 800 ayrı yöneticiyi
tarayarak hazırladığı için, daha ziyade anket üsluplu bir teknik kullanılmıştır.
Her konuda bazı sorular sorulmuş, cevaplar aramıştır
Kitabın
Artıları:
Her
şahıs anket sorularını cevaplayarak kendi yerini bulabilir, Ve sadece
kendine bir fikir verebilir.
Kitabın
Eksileri:
1-Kitap
daha ziyade bir şirketi verimliliğini daha ziyade nasıl artırabiliriz,
sorusuna cevap bulmakta, geneli yansıtmamaktadır.
2-Kitap
kapitalist bir düşünceyle yazıldığı için başarmak ve terfi etmek için
her türlü yol mübah görülmüştür.
3-Kitabın
özet şeklinde anlatılması zor olup, ancak anketlerle işlenirse verim alınabilir.
4-Kitaptaki
alıştırmalar, birer test değildir; ancak araştırma ortamı oluşturmak için
kullanılan yöntemlerdir.
GİRİŞ
:
Yöneticiliğe
Yaklaşımınız Nasıl?
Ne
tip bir yöneticisiniz? Yöneticiyi, başkalarının yaptıkları işten
sorumlu kişi olarak tanımlıyoruz.
Herkesin çalışma yolu farklıdır, başarılı olabilmesi için güçlü yönlerini geliştirme, zayıf yönlerini de en aza indirmesi gerekir. ‘Yöneticiler eğitilebilir mi?’ sorusuna evet diye cevap verilebilir. Her insan fıtratına göre yönetim tarzı sergiler. Zeka, öğrenimle bir noktaya getirilse de, önemli bölümü anne ve babamızdan kalıtımsal olarak kalmaktadır. Acaba bir okulu idare eden yönetici, aynı şekilde fabrikayı da idare edebilir mi? Yazar, bütün koşullarda ve farklı durumlarda etkili olabilecek bir önderin var olmadığını ileri sürüyor. Kişilerin yeteneklerini ortaya çıkarıp ona göre istihdam edilmesi gerekmektedir. Kişi, beceri ve yeteneklerini geliştirip daha çok öğrense de kolay kolay kişiliğini ve çalışma biçimini değiştiremez.
Yöneticinin
görevleri nelerdir?
Yönetim
işetmenin can damarıdır. Yöneticinin eski otoritesi zayıflamıştır. Çoğunluk
otoriter kişilerden hoşlanmamaktadır. Kişiler bu saygıyı ilerindeki başarı
ile kazanmak zorundadırlar. Bu gün artık ‘rıza’ yoluyla yönetim çağını
yaşıyoruz. Steward, yaptığı araştırmalarda yöneticilerin vakitlerini %
75’ini başkaları ile konuşarak geçirdiğini saptamış. Bu yönden, konuşma
yeteneği yönetici için önemlidir. Yöneticiler hem konuşmayı, hem
dinlemeyi bilmelidirler.
Dikkat! ‘Bu kitabı kendi kendinize uygulamanız gerekmektedir. Kitaba hiçbir katkıda bulunmayıp, okuyanlar ondan bir şeyler istifade edemezler. Kitap sizden çok şey istemektedir. Ancak, bütün testleri buraya kaydetmemiz zor olduğu için bu size bir fikir verebilir.
BÖLÜM I
Ne
tür bir işiniz var?
İnsanlar
Ve Zaman:Burada kime ne kadar zaman ayırdığınızı düşünebilirsiniz.
Zamanınızı
nasıl ölçersiniz.
Olayları
kayda geçirmenin, her dakikayı kaydetmenin dışında daha kolay bir zaman
izleme yöntemi vardır.
Faaliyet
analizi: Bu analizde işinizin belli bölümlerini içerdiğini kendi tecrübelerinizden
bildiğiniz önemli faaliyetleri saptayın. Sonra, her faaliyete ayırdığınız
zamanı günlüğünüze kaydedin. Unutmamak için her saat başı, o önemli
faaliyeti yazın.
Bir yöneticide aranması gereken en büyük özellik, konuşma becerisidir. İkincisi de yöneticilerin kendi zamanlarını planlamada güçlük çekmeleridir.
Yönetim
rolleri aşağıdaki gibidir:
1-Şef,
2-Grup lideri, 3-Aracı, 4-Bilgi, 5-sözcü, 6-Girişimci, 7-Kaynak dağıtan,
8-Sorun çözen, 9-Pazarlıkçı, 10-Kişisel.
Bunları
düşünüp gelecek yıl şu sorulara cevap aramalısınız.
1-Gelecek
yıl şu işlere daha az zaman harcamalıyım:
2-Gelecek
yıl şu işlere daha fazla zaman harcamalıyım:
3-Gelecek
iki, üç ay içinde başarmayı planladığım en önemli şeyler şunlardır.
Yaptıklarınızı
yazmak, anlaşılması çok güç olan şeyleri açıklığa kavuşturmanın
bir yoludur. Bir yöneticinin görevi önce kendisini, sonra diğerlerini
organize etmektir.
-Zamanınızı
alan başlıca faaliyetler nelerdir?
-ilerleme
için hangi engelleri aşmak zorundasınız?
-Rolünüzü
geliştirmede ne gibi seçenekleriniz var?
Görevlerin
değerlendirilmesinde, yapıcı bir yaklaşım:
1-Gözden
geçirilen dönem içerisinde, astınıza yaptığı önemli işlerin bir
listesini hazırlamasını isteyin. Bu dönem, üç ile altı ay, en çok bir
yıl olmalıdır.
2-Toplantının
ilk bölümünde olumlu yönler üzerinde durun. Bunların nasıl daha fazla
geliştirilebileceği üzerinde plan yapın.
3-Zayıf,
eksik bölümleri sona bırakın, ona soru sorarak sebeplerini araştırın.
4-Yöneticinin,
konuları astıyla eğitim ya da rehberlik çerçevesinde tartışması önemlidir.
Yönetici, astı istediği sürece onu eğitmeli, astının hedefinden sapma görürse
rehber olmalıdır.
İşinizi
bilin
Bazen
çok konuşur, hiçbir iş yapmayız. Ama bazen de yeterince konuşmayız.
Bana kalırsa yöneticiler ve astları yönetimin rolünün ne olduğunu ve görevlerin
nasıl yerine getirilmesi gerektiğini aralarında oturup konuşmuyorlar, sonuç
olarak her şey ile ilgili kişilerin davranışlarına bağlıdır. Bu yüzden
yöneticinin olumlu bir davranış ortamı oluşturması çok önemlidir.
BÖLÜM II
Çalışma
Hayatınızın Neresindesiniz?
Yönetim
basamaklarında yükseldikçe sonucu beklemekte zorlaşır. Olayları mümkün
olduğunca önceden görmek ve plan yapmak icabeder. Hepimizin davranışlarımızı
etkileyen planları vardır. Ama bilincinde değilizdir.
İlk
işiniz neydi? Şimdiki işinize benziyor muydu? Bu soralar cevap aranabilir:
Bir
örnek: Mühendisler ve yöneticiler:
Soru:
‘Neden mühendislerimizi yönetici durumuna gelip terfi edince başarılarında
bir düşüş oluyor’?
Mühendislerle, işlerindeki değişiklik hakkında konuştum. Mesleklerinde dönüm noktasına gelmişlerdir. Çoğu huzursuzdu. ‘Saatlerce toplantılarda oturmaktan başka bir şey yapmıyorum’ dedi birisi ‘Yönetici olduğumda ne yapacağımı bilediğim için kendimi suçlu hissediyorum’ dedi diğeri.
Şimdi mühendislerden teknik bilgilerinden ziyade planlama, programlama, insan ilişkileri ile ilgili konular isteniyordu.
Neredesiniz?
Kendi
durumunuzu düşünün. Dönüm noktasına mı yaklaşıyorsunuz, yoksa şu
anda o noktadan geçmek temisiniz.
Sizinle aynı düzeyde olan iş arkadaşlarınızla toplanın ve onların neler yaptıklarını, yeni işe nasıl yaklaştıklarını görmek için seminer düzenleyin.
Başkalarının sizden beklentileri, sizin yönetim görevlerinizin gerçeklerini anlamanızda çok yararlı olabilir. Yakınınızda ki kişilerin beklentileri olması, size baskı yaptıkları anlamına gelir. Sizden maddi bir şeyler bekleyeceklerdir. Toplantılara katılmanızı bekleyeceklerdir. Beklentilerin planlanması; bir süre, örneğin üç ay zaman tanıyın, neler yapılması lazım geldiğini belirtin. Ancak toplantılar düzenleyerek ve sorunları konuşarak baskı ve beklentilerle başa çıkılabilir.
Yöneticilerin çoğu zanlarını işle ilgili planlar hazırlamakla geçirirler. Aynı ilke, kendinizi yönetmekte de geçerlidir. Yönetimde yükseldikçe hiçten bir şeyler oluşturabilme’ yeteneği daha çok önem kazanmaktadır.
BÖLÜM III
Nasıl
Bir İşte Çalışmayı Tercih Ediyorsunuz?
Kişilere
seçenek verilirse, çoğumuz hangi işlerden hoşlandığımızı ve o işi
nasıl yapmak istediğimizi biliriz. Bu ilke çoğumuz için geçerlidir. Bazıları
düzenli çalışmaktan hoşlanırlar Ötekiler fikirlerini ve yaratıcı güçlerini
gerektiren işleri benimserler. Bazıları başkaları ile beraber çalışmakta
güçlük çekerler, fakat nedenini bir türlü anlayamazlar. İş tercih
profillerini kıyaslamak ve kişinin işini nasıl yürüttüğünü tartışmak
çok yararlı olabilir. Böyle bir tartışma sonucu karşınızdakinin tercih
ve becerilerini anlayabilir, birbirinizi tamamlayabilirsiniz. Yönetimde yükseldikçe
hem sistemli, hem de yaratıcı olmak zorundasınız. Bu nedenle bir yaklaşımınız
güçlü, diğeri zayıfsa, zayıf olan yönünüzü tercihlerinize aykırı düşse
bile geliştirmeye çalışmalısınız.
İş
Seçimi
Çoğu
insanın, onları belli bir mesleğe çeken ya da iten bir takım kişisel
nedenleri vardır. Kendi işinizi düşünün! İşinizden memnun musunuz? Kaç
kez iş değiştirdiniz. Çoğumuz bizi ilgilendiren konularda meslek seçeriz.
İyi
bir ekip oluşturma;
Bir
yöneticinin görevi kişinin tek başına etkili bir biçimde yapamayacağı
bir işin bir ekip oluşturmaktır. Bu yüzden her ekipte beceri ve
yeteneklerin dengede olması gerekir.
Satıcı:
Kafasında iyi bir fikri olan ve bu fikri başarıya ulaştırmak için büyük
riskleri göze alan kişidir.
Yenilikçi:
Yenilikçi de bir çeşit kaşiftir. Ama büyük riskleri göze almaktan kaçınır.
Yenilikçi yeni fikirler üretir.
Uyumcu:
Uyum sağlamaktan hoşlanan kişi ya da koordinatör. Standartların, değerlerin
ve ilkelerin üzerinde önemle durur. Temelde düzenli kafa yapısına
sahiptir.
Düzenleyici:
Bu kontrolcü tip, ötekinin tam tersine sistemleri yürütmekten, makine,
para ve diğer somut şeyleri düzenlemekten hoşlanan kişidir. Bu da ayrıntılarla
uğraşmayı sever, kurallara önem verir.
Siz dairenin neresindesiniz?
BÖLÜM IV
Kendinizi
Nasıl Görüyorsunuz?
Kendimizi
zeki, yetenekli ve bilgili görürsek, sabırsız, kararsız, yavaş ve
yetersiz kişilerden daha farklı görürüz. O yüzden kendi görüntümüz,
sürdürdüğümüz yaşam tarzının temelidir.
Kişisel
Tercih İndeksi:
Toplumsallık
Puanı: Bazıları arkadaşlıktan ve başkalarının yakınlıklarından hoşlanır.
Görünmeyi tercih ederler. Böyleleri çevrelerindeki kişilere açık
olurlar. Patronun personeli üzerinde kesin tavrı olmalıdır. Personel,
patronla eşit olmadığını hissedecek, ama eşitmiş gibi konuşabilecektir.
Güç Puanı: Gücün ne anlama geldiğini anlamak için kendi işletmenizi düşünün. Öteki departmanlarla kıyasla, kararlar üzerinde söz sahibi misiniz? İş dağılımı, bütçe, terfiler ve ücret artışları konusunda karar kimdedir?
Bir işletmede güçlü kişi çalışanları ve kaynakları etkileyen kişidir. Kendi istedikleri yapıldıkça, çoğu insan seve seve gücü başkalarına verir. Asıl güçlü kişi, kendi kararlarını onaylamayanlar konusunda tedbir yetkisine sahip olanlardır. Kullanış biçimi çok önemlidir. Astlar, yöneticiyi, adil davranışlarına bakarak yargılarlar.
Mc.Celelland ‘Yöneticilik görevi, işleri tek başına daha iyi yürüten birinden çok, başkalarını etkileyebilen birini gerektirir’
Burnham ‘Dahası yöneticinin yetki arzusu, başkaları tarafından sevilme arzusundan fazla olmalıdır’.
Ellerindeki gücü iyi kullanan önderler, aynı zamanda insan ilişkilerine de önem vermişlerdir. Modern işletmelerde artık güç ve otoritenin yerini, sorun çözebilen yetenekler almışlardır.
Başarı Puanı: Yüksek başarı puanı, sizin işe yaklaşımınızı gösterecektir ve çok çalışmaya hazır başarı kazanmak isteyen yüksek hedefleri olan kişidir. Başarılı bir yönetici kendisi ve ekibi için ulaşılması mümkün ama çaba gerektiren hedefler saptamaktadır.
Ne
Yapmalısınız?
Toplumsallık:
Geliştirmek istediğiniz becerinizi saptayın. Örneğin, mülakat, toplantılarda
konuşma, iş yemeklerinde rahat olabilme gibi... Sonra yeni fikirlerinizi
yavaş yavaş uygulayın. Örneğin, karakter olarak kapalı birisi iseniz,
girgin biri olmaya kalkışmayın. Ama açık sorular sorarak ilişkilerinizi
geliştirebilirsiniz.
Güç:
Güç ve yetkiyi çoğaltmanın tek yolu, terfi etmektir. Terfinizdeki en büyük
faktör, şimdiki işinizde gösterdiğiniz başarıdır.
Başarı:
Daha çok üretmek istiyorsanız, size neyin engel olduğunu bulmaya çalışınız.
Bilgi, teknik, teknoloji ya da kaynak eksikliği mi? İşletme içindeki
engellere bakın. Sorunları belki de kolaylıkla çözebilirsiniz. Başarılı
kişiler, başaracaklarına inananlardır.
BÖLÜM
V.
Neler
Sizi Ve Başkalarını Çalışmaya Özendirir
Önce
bizi etkileyen güçlerin açık bir analizini yapmak gerekir.
Kişisel
Güçler: İçimizdeki güçlerdir. Örneğin, acıktığımızda harekete geçeriz.
Kendi kendinize ‘Kişisel ihtiyaçlarım yüzünden neler yapıyorum?’
diye sorun.
İtici
Güçler: Çalışma hayatında üstünüzün sizden beklentileri de büyük
bir itici güçtür. Aynı şekilde astlarınızın ve iş arkadaşlarınızın
üzerindeki baskı da itici güçlerdir. Şöyle sorun: ‘Bende itici gücü
meydana getiren başkalarının beklentileri nelerdir?’
Çekici
Güçler: Sizin dışınızda var olan ve sizi çeken güçlerdir. Yeni araba,
ev almak gibi...
BÖLÜM VI
Toplantılarınız
Başarılı Mı?
Hangi
yöneticiyi ararsanız, büyük ihtimalle toplantıdadır. Toplantıların boş
yere vaktinizi aldığını mı düşünüyorsunuz? Gerektiğinden fazla mı
toplantı yapılıyor? Toplantıların başarılarını ölçmek için bir
sistem bulunamamıştır.
Görev,
İlişki Endeksinin Kullanımı
1-Ekip
Toplantılarının Gözden Geçirilmesi: Toplantıların verimli olup-olmadığını
gözden geçirmek için zaman bulmak hayli güçtür. Ama toplantıları gerçekleştireceksek,
gözden geçirmeye ayıracağımız zaman, toplantılarda boş yere harcanacak
zamandan çok daha az olacaktır. ‘Bir sonraki toplantımız nasıl daha
fazla verimli olabilir?’ diye soru sorulabilir.
2-Tartışmalar
İçin Bir Liste: Kurs sırasında tartışırken kullanabilecekleri bir liste
verilebilir.
3-İş
Alıştırmaları: Kurslarda sık sık alıştırmalar yapılabilir.
Gruplarda
Sorun Çözmenin Olumlu ve Olumsuz Yanları:
1-Bir
yönetici, kırgınlıklara yol açmadan, yenilik getirebilecek bir tartışma
ortamı yaratma yeteneğine sahip olmalıdır.
2-Tartışmayı
yöneten kişi, sorun çözme işleminin ayrı yönleri üzerinde durulmasını
sağlarsa, çözümün niteliği ve kabul ediliş biçimi gelişecektir.
3-Bir
ekibin birlikte çalışabilmesi için yöneticinin, değerlendirmekten çok,
anlamak amacıyla dinlemesi, üyeler arasındaki doğru iletişimin sorumluluğunu
üstlenmesi, ifade edilmiş duygulara karşı duyarlı olması, azınlıkta
kalan görüşleri koruması, tartışmayı yönlendirmesi ve özetleme yeteneğine
sahip olması gerekir.
Toplantılarda
Davranışlar
-Arayan
Davranışlar (Öneri araya, açıklama arayan, tepki arayan, fikir birliği
arayan)
-Veren
Davranışlar (Öneride bulunan, katkıda bulunan, destekleyen, zorlukları
belirten)
-Rockham’a
göre en önemli davranış, başkalarının sözlerine olumlu katkıda
bulunabilmektir. Toplantılarda ‘En iyi fikri nasıl üretebiliriz?’ havası
olması gereklidir. Anlaşma sağlanamazsa, beyanda bulunmaktan çok, soru
sormaya başlayın. Böylece toplantıdaki sorunlara eğilmeye teşvik
edeceksiniz.
BÖLÜM VII
Öğrenme
Yönteminiz Nasıldır?
Yöneticilik,
sürekli öğrenme işlemidir. Yönetici hergün karşısına çıkan sorunları
nasıl yoluna koyacağını öğrenmek zorundadır.
Tecrübe
İle Öğrenme: İnsan, golf sahasına gidip, on sekiz delikte oynayarak, bu
konuda çok şey öğrenebilir. ‘Uygulayarak öğrenme’ de diyebiliriz. Bu
yöntemde, deneme ve yanılma ağırlık taşır. İş hayatında ise çalışarak
öğrenmektir.
Pasif
Öğrenme: İyi bir konferans ya da kitap, ne yapacağımız konusunda kafamızdaki
soruları cevaplayabilir.
İyi
Örneklerle Öğrenme: Başkalarını izleyerek çok şey öğrenebiliriz. Kişisel,
özellikle de bir işletmede yönetimin alt basamaklarında olanlar sürekli
üst düzeydekilerin davranışlarını gözlemler. Hem iyi, hem de kötü
yanlarını görür. Önemli nokta her düzeydeki kişi, bizler için öğrenebileceğimiz
bir örnek oluşturur.
Özel
Rehber: İyi organize edilmiş rehberlik, öğrenmenin en etkili yoludur.
Uygulamada astlarla bir anlaşmayı nasıl yaptıklarını, ya da raporları
hakkında ne düşündüklerini konuşmak anlamına gelir. Öğreterek
harcanan zaman, asla boşa gitmez. Asıl sorun, bu işi başarıya ulaştıracak
beceri ve zamana sahip çok az kişinin bulunmasıdır.
Düşünüp
Tartışarak Öğrenme: Düşünme ve tartışmanın öğrenimin çok önemli
bir yanı olduğuna inanıyorum. Öyle ise, bunu zaman bularak sık sık gerçekleştirmemiz
gerekir.
Uygulamada
Mükemmele Doğru: Öğrenmekten söz edebiliriz. Ama asıl önemli olan
‘davranışlar’dır. İşin başında riski göze almak istemeyiz.
Bildiklerimizi uygulayabileceğimiz ortam gereklidir. Fazla riske girmeden
personele becerilerini gösterebilecekleri projeler verilebilir.
Hareket
En
önemli nokta, bir hareket planı oluşturmaktır. Size çok yeni olan bir
dalda (örneğin finansta) herşeyi birkaç günde öğrenmeyi beklemeyin. Asıl
önemlisi, yaptıklarınızı düşünebilmek için kendinize zaman ayırmanızdır.
Başarılı gelişmenin anahtarı, tecrübelerin üzerinde düşünebilmektir.
Etkili
Yönetimin Anlamında Hemfikir Miyiz?
Etkili
bir yöneticinin ne olduğunu, etkisiz bir yöneticinin ne anlama geldiğini
bilmek gerekir. Bu arada işin olumlu ve olumsuz yanlarını da açıklığa
kavuşturmalıyız.
Etkili olmak, insanın, durumun gerektirdiği şekle uygun hareket etmesi demektir. Ama bu tanım da bir noktada yetersiz kalıyor. Ne yapmamız gerektiğini öğreneceksek, daha açık olmalıyız. Genel anlamda yönetmek şu anlama gelir; bir grubun tek başına yapacağı işleri, onunla birlikte çalışıp başarmak ve gerçekleştirmektir. O yüzden etkili olabilmenin bir yanı da, bir yöneticinin kurduğu ilişkiler ve bu ilişkileri yürütmesidir. Buna ek olarak etkili olabilme konusu, yöneticinin teknik yönden yeterli ve çalıştığı işte bilgili olmasını da içerir. Üzerinde durulması gereken, bu teknik yön ve kişisel ilişkilerdir.
Tanıdığımız
Yöneticiler
Etkili
yönetimden neyi kastettiğimizi bir düşünelim. Hepimiz birkaç yöneticiyle
çalışmışızdır. Yaptıklarını görmüşüzdür. Bazen hareketlerine
hayran olmuş, bazen de eleştirmişizdir. Başka bir deyişle, onların
etkinliğini yargıladığımız olmuştur.
Yöneticinin etkinliği üzerinde dururken, önce kendi tecrübelerimizle işe başlayalım. Daha sonra, bu konuda yapılan araştırmaları inceleyeceğiz. Bu bölümdeki alıştırma da, bu araştırmaların uygulamadaki değerini ölçecektir.
Etkili
Yönetimin Kıyaslamaları
İnsanın
kendi tecrübeleri çok değerli birer yol göstericidirler. Ama bu tecrübeleri
başkalarıyla paylaşmak da bir o kadar önemlidir. Sizin etkili davranış
olarak tanımladıklarınızı, başkaları da aynı biçimde mi değerlendiriyor?
Aynı şekilde, sizin etkisiz olarak tanımladığınız noktaları, başkaları
da kendi tecrübeleriyle destekliyorlar mı?
Bu bilgileri küçük bir grup içinde paylaşıp kıyaslamak çok yararlı olacaktır. Grupta üyeleri bu maddeler üzerinde fikir birliğine varırsa, elbette etkili bir yöneticinin nasıl davrandığı ortaya çıkacak ve herkes tarafından kabul edilecektir. Aynı zamanda hangi hareketlerden kaçınmamız ve hangi hareketleri benimsememiz gerektiğini de anlayacağız.
Etkili
Yönetimin Başlıca Yanları
Etkili
yönetimde kendi bakış açımız ve bunu başkalarıyla kıyaslamamız, onu
anlamanın iyi bir yoludur. Yine de, etkili yönetim korusunda yapılan araştırmalara
bir göz atmamız gerekiyor:
Ohio
Üniversitesi’nde yapılan (Fleihman) araştırmalardan biri, yöneticilerin
iki etken üzerinde önemle durmaları gerektiğini ortaya koydu.
Yönetim hayatının ilk yıllarında varolan beklentiler, kişinin gelecekteki davranışları üzerinde de etkisini koruyacaktır. Bu görüş, başka alanlarda da, Rosenthal ve Jacobson’un klasik araştırmalarında ortaya atılmıştır. Araştırmalar, öğretmenlere bir test sonucu seçtikleri bazı öğrencilerin yüksek gelişme potansiyeline sahip olduklarını açıklamışlardı. Oysa bu öğrenciler rasgele seçilmişti. Ama aynı öğrencilerin bir süre sonra imtihan edildiklerinde, seçilmeyen öğrencilere kıyasla gerçekten kendilerini geliştirdikleri görüldü. Öğretmen, bu öğrencilerden çok şey beklemiş, öğrenciler de bu beklentilere cevap vermişti.
Kısaca, kişi saygı duyduğu insanların kedisinden beklentileri olduğunu hisseder ve destek görürse, bu beklentilere cevap verecek ve kendisini geliştirecektir.
Beklentilerin,
insanların gelişmeleri üzerinde şaşırtıcı etkileri olabilir. J.
Tirling Livingstone, bulgularını şöyle özetliyor:
a-Bir
yöneticinin astlarından beklentileri ve onlara davranış biçimi, kişilerin
çalışmasını ve mesleklerinde ilerlemesini etkilemektedir.
b-Üstün
yöneticilerin ender bir özelliği de, yüksek iş beklentileri yaratabilmek
ve astların bu beklentilere cevap vermelerini sağlama yeteneğidir.
c-Etkili
olamayan yöneticiler, bu gibi beklentiler meydana getiremezler ve bunun
sonunda astların randımanlarında düşüş olur.
d-Astlar,
genellikle kendilerinden beklenildiğine inandıkları işleri yaparlar.
Astlar
Nelere Bakarlar?
Yöneticilerin
davranışlarının, astların davranış ve dürtüleri üzerinde büyük
etkisi vardır. Myers, etkili yönetim konusunda şu sonuçlara varıyor:
a-Etkili
yönetim, kişilerin işletme hedeflerine ulaşırken aynı zamanda kişisel
hedeflere de ulaşmasını sağlar.
b-Hedeflere
ulaşırken, kişiyi yönetmektense, kişi tarafından yönetilir.
c-Yöneticinin
gelişim felsefesini yansıtır.
İşte,
önemli noktaların bir özeti:
Yöneticilerinin
kendilerini Yöneticileri tarafından teşvik ettiğini düşünenlerin Kabul
teşvik edilmeyenlerin Kabul sözünü ettikleri özellikler oranı sözünü
ettikleri özellikler oranı
a-Onunla
konuşacağınız zama[disiyle rahatça konuşulur. (80+)]nı dikkatle seçmeniz
gerekir.(50+)
b-Patron olduğu için, kendi bile sizin fikirlerinize [fikirlerinin üstün olduğuna değer verir(90+)]inanır.(40+)
c-Şirket hedeflerinin kendi [anlatmaya çalışır](80+) leri için ne anlam taşıdığını astlar kendileri çözerler.(50+)
d-Grubuna, kendi istediği [bilgiyi vermeye çalışır.(60+)]kadar bilgi verir.(70+)
e-Astlarından beklentileri [fazladır(80+)] her gün değişir.(50+)
f-Astlarının büyük risklere [doğru teşvik eder.(80+) atılmasına engel olur.(50+)
g-Hataya yer yoktur; hele sanız, bunları unutmaya hele, kendisini zor duruma hazırdır.90+sokacak hatalara...50+
h-Ortada hata varsa, bunu cekte aynı hataları engelle-kimin yaptığını bulmayameye çalışır90+çalışır40+
Fiedler
yaptığı bir başka araştırmada, bir yöneticinin etkili bir biçimde nasıl
davranacağına karar vermeden önce bilmesi gereken üç husus olduğunu ısrarla
belirtiyor:
a-Yönetici
ile personel arasındaki ilişkiler olumlu mu? Olumsuz mu?
b-Görev
tekdüze ve olağan mı, yoksa yaratıcılık ve yenilik mi getiriyor?
c-Yöneticinin
işletme içindeki otoritesine dayanan yetkisi güçlü mü, yoksa zayıf mı?
Fiedler, ilişkileri iyi, görevi tekdüze ve olağan, otoritesi güçlü olan bir yöneticinin, otoriter olabileceğini öne sürüyor. Ama, ilişkilerin zayıf, görevlerin karmaşık, otoritenin düşük olduğu bir ortamda, yönetici daha demokratik ve adil davranacaktır.
Önemli
Bir Etken: Beklentiler
Buna
ek olarak Richard Glube, yönetimde başarıyı diğer bir etkene bağlıyor:
Başkalarının Duygularını Anlayabilme. Glube’nin
araştırmaları, yüksek performans ve üretim gösteren grupları idare eden
yöneticilerin, yönetim tarzlarını duruma göre ayarladıklarını ortaya
koydu. Böyle gruplarda, çalışanlar da işlerinden çok memnundular.
Araştırmalar,
kişinin bir işletme içindeki ilk tecrübelerinin, gelecekteki gelişmelerini
bir dereceye kadar etkilediğini gösteriyor.
Berlew ve Hall, şu görüşe varıyorlar: ‘Beklentileri yüksek olan bir işi başaran yeni yöneticiye daha zor bir görev verilecektir. Yönetici şirketin gitgide artan beklentilerine karşılık verdikçe, katkı düzeyi de artacaktır’. Patronları tarafından teşvik edilmeyenler, patronlarının kendilerini sınırladığına ve güvenmediğine inanıyorlar.
Hareket
Yolları
House’un
araştırmalarından şu sonuçlar ortaya çıkmıştı:
1-Yöneticiler,
belirlenen şirket hedeflerine ulaşmış astlarını ödüllendirirlerse, iş
hayatlarından memnun ve tatmin olmuş astlarla çalışırlar.
2-Yöneticiler,
eğitip yönlendirerek hedeflere ulaşma ile ödül arasındaki bağlantıyı
açıklarlarsa, astlar daha rahat ve verimli çalışacaklardır.
3-Yönetici,
görevin başarılmasında astlara yardımcı olarak ve zor görevlerde onları
destekleyerek, astların memnuniyetini, dolayısıyla işgücünü artırabilir.
4-Yönetici,
işin baskısını ve gerilimi azaltarak astların daha olumlu bir ortamda çalışmalarını
sağlayarak, onları memnun edebilir.