lodo51.gif

Ciftehan Haber
Kaplıcada Keyfii ve zorunlu Kapatma...
Sıcak su Sondaj Çalışmaları devam ediyor...
Elektrik Kesintileri Bezdirdi...
Bahar yorgunluğuna dikkat.
Tehlikeli Üst geçit
NİHAYET KÖY OLDUK...
Kaplıcadan umutlu haber...
Camii Açılışı:
Vali Selahattin ÖZDEMİR in Kaplıca Ziyareti:


Yüreklere yazılanlar..

Bahar yorgunluğuna dikkat.


BAHAR YORGUNLUĞU

ofis_yorgun2.jpg

Bahar Yorgunluğu

Bahar aylarında insan metabolizmasında oluşan değişiklikler beraberinde yorgunluğu da getiriyor. Bahar yorgunluğu bir hastalık olarak tanımlanıyor ve önlem alınması gerekiyor. Önlem alınmazsa bahar yorgunluğu kronikleşebiliyor.

Kışın soğuk günleri yavaş yavaş yerini baharın neşesine ılıklığına bırakırken birçok kişide halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları, uyku isteği gibi ortak şikayetler gözleniyor. Bu yakınmaların çoğu bahar yorgunluğuna bağlanıyor.

Bu yorgunluğa bağlı olarak kalp ve romatizma hastalarında yakınmaların arttığını belirtiyor. Bahar yorgunluğu önlem alınmazsa kronik yorgunluk sendromuna da dönüşebiliyor.

Havadaki elektrik artıyor:
Bahar mevsiminde havadaki elektrik yükü artıyor. Bu yükün iyonlar aracılığıyla taşındığı vurgulanmaktadır. Pozitif ve negatif değerde iki tür iyondan pozitif olanlar arttıkça vücuda zindelik getirir. Negatif yüklü iyonların artması ise yorgunluk, halsizlik ve gerginliklere neden olur. Havadaki elektrik yükü şehirlerde daha fazladır. Taşıtların havayı kirletmesi, sanayi atıkları, trafik keşmekeşi elektrik yükünü artırır.

Elektrik yükünün yoğunluğu, bahar mevsiminde sinir gerginliğini ve stresi tırmandırıyor. Bu durum, damarlardaki büzülmeyi artırıyor. Damarlardaki büzülme midede olursa ülsere bile neden olabiliyor. Uzmanlar, bahar mevsiminde sebze ve meyvelerin yanısıra bol sulu gıdaları da soframızdan eksik etmememiz gerektiğini söylüyorlar; çünkü meteorolojik değişiklikler yüzünden vücuttaki su oranında bozukluklar görülebiliyor.

Bahar yorgunluğunun etkilerinden kurtulmak mümkün. Eğer yakınmalar süreklilik kazanmışsa ve kendinizi her zaman halsiz ve bitkin hissediyorsanız, kronik yorgunluk ile karşı karşıyasınız demektir.

A tipi insanlar aday:
Eğer, yönetici kadrosunda çalışan sorumluluğu fazla olan biriyseniz, halsizlik, kırıklık, boğaz ve baş ağrılarıyla gelişen kronik yorgunluk sendromu sizin de kapınızı çalabilir. Kronik yorgunluk sendromu olan kişi, gözlerinin önünde beneklerin uçtuğunu, devamlı baş ağrısı ile birlikte sanki kerpetenle ensesinin sıkıldığı hissine kapıldığını söyler. Eklem ağrılarından yakınır. Bu kişilerin işteki konsantrasyonları bozulur. Eklem ağrıları, ruhsal sıkıntılar yakalarını bırakmaz.

Kronik yorgunluk sendromuna yakalanan kişilerin çoğunluğu yaptığı işten, çalışma ortamından ötürü devamlı duygularını, sıkıntılarını baskı altına alıyor. Bu şekilde yıllarca baskı altında kalan duygular, stres ve iş yoğunluğu sonucunda patlama noktasına geliyor.

Mutsuzluk yorgunluğu:
Bahar yorgunluğu ve kronik yorgunluk dışında bir de “mutsuzluk yorgunluğu” denilen bir yorgunluk türü var. Kendini sürekli halsiz, isteksiz, yorgun hissedenler bu gruba giriyor. Söz konusu kişilerin yorgunluk hisleriyle mutsuzlukları arasında bağlantı olduğunu belirtiliyor. Mutsuzluk yorgunluğu, insanın psikolojisiyle çok yakından ilgilidir. Bu sorundan kurtulmak için öncelikle yaşamı sevmek, mutsuzlukların, hayal kırıklıklarının gelip geçici olduğuna inanmak gerekir. Söz konusu gruba giren kişilerde şikayetler bedensel bir rahatsızlıktan değil de, psikolojik sorunlardan kaynaklandığı için hastaların psikolojik tedavi görmesi gerekebilir.

Kronik yorgunluktan korunun:
Kronik yorgunluğunuzun gerçek nedenini araştırın. Eğer sorun iş yoğunluğunuz ise çalışma temponuzu düşürün, monotonluk ise yaşamınızı renklendirecek uğraşlar bulun.

* Kronik yorgunluğa karşı en iyi ilaç tatile çıkmaktır. İmkanlarınızı zorlayarak birkaç günlüğüne de olsa kent dışına kaçın.
* Her gün sabahları aç karnına en az 5 dakika yürüyüş yapın. Ancak bu yürüyüşleri güneşli günlerde yapmaya özen gösterin.ı.
* Her sabah 10-15 dakika aç karnına jimnastik yapın. Ama vücudunuzu aşırı yormaktan da kaçının. Jimnastik yapacağınız odayı ciğerlerinize bol oksijen girmesi için bir süre havalandırmayı unutmayın.
* Sofranızdan meyve ve sebzeyi eksik etmeyin. Sevmeseniz de mevsimin özelliğini taşıyan meyve ve sebzelerin bütün çeşitlerinden bol miktarda yiyin.

Önlemler:
* Baharda vücudun daha çok vitamin ve minerale ihtiyacı oluyor. Özellikle de B ve C vitaminleri ile potasyuma. B ve C vitaminleri sebze ve meyvelerde, potasyum da domates, patates ve kayısıda bol miktarda bulunuyor.

* Günde 3 litre su için. Yemek yemeden ve yatmadan önce azar azar içerek vücudunuza ihtiyacı olan suyu sağlayın.
* Uyku ritmine dikkat edin. Rahat bir uyku için yatağa girmeden önce günlük bütün stres nedenlerinizi aklınızdan uzaklaştırın. Hoşunuza giden konuları düşünün veya hoşlandığınız bir film seyredin.
* Alkol kullanıyorsanız, mümkün olduğunca azaltın. Çünkü yorgunluktan kurtulmak için alkole sarılmak çözümü zor problemleri ortaya çıkarabilir.

20076.jpg

Ağaçların genellikle ilkbahar başlangıcında, çayırların ilkbahar ve yaz başlangıcında, otların ise yaz sonbaharda polenlerini atmosferde yaydığını belirterek, "Hastaların çoğunda belirtiler 1 metreküp havada polen sayışı 25-50'ye ulaşınca görülmeye başlıyor. Alerjenler vücuda solunum yoluyla, mide - barsak sistemiyle veya deri teması ile girebiliyor. Bu aşırı duyarlılığın asıl nedeni çevrede alerjen maddelerin bulunuşu değil kişinin alerjik bünyeli oluşudur" diyor. Op. Dr. Leyla Çelikkol, polenler gibi mantar sporlarınin ve ev tozlarının da atmosferde bulunup alerjik reaksiyonlara yol açtığım belirterek şunları söyledi: "Ilık ve nemli iklim, mantarların lehinedir. Kesin mevsimsel ayırım göstermese de havada ilk görülmeleri ilkbaharın ilk günlerinde başlar ve ilk don olayı ile son bulur. Kapalı mekanlarda ise yıl boyunca mevcutlular.

Clodosporium, Alter-naria, Aspergillus, Pemcilim ve Mucor gibi mantarlar mantar alerjisinin en önemli nedenleridir. Yıl boyu süren alerjik rahatsızlıkların en önemli nedeni ev tozu akarlarıdır. Ev tozu akarları evlerde yatak, döşeme ve halılarda bulunan ve gözle görülmeyecek kadar küçük, haşereye benzeyen yaratıklardır. Bu yaratıkların dışkılarının içinde uçuştuğu odanın havasım soluyan kişinin solunum yollarına ulaşabilir ve kişi alerjik bünyeliyse alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bahar mevsiminde göz polikliniklerine başvuran hastaların önemli bir kısmının alerji problemi olanlar oluşturuyor. Gözün alerejik hastalıklarının başlıca üç ana grupta toplandığını belirten Op. Dr. Leyla Çelikkol, “Bunlar alerjik konjuktivitler, vernal konjuktivitler ve atopik konjuktivitlerdir. Konjunktivita, gözün konjunktiva adı verilen zarının iltihaplanmasıdır. Konjunktiva ise göz kapağının içini ve göz küresinin ön yüzünün beyaz görünen kısmınmı kaplayan koruyucu bir tabakadır. Burun iç yüzeyini ve solunum yolunu örten zar gibi konjuktiva alerjenlerden etkilenebilir. Dışa'rar gelen alerjenler göz kapağının içinde bulunan mast hücrelerini uyararak alerjik reaksiyona sebep olurlar" diye konuştu.

Hastaların mümkün olduğunca kendilerine ahatsızlık veren alerjenlerden uzak durmaları gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Leyla Çelikkol, şunları kaydetti: "Ağır vernal konjuktivitlilerin soğuk iklimlere taşınmaları tavsiye edilir. Güneş gözlüğü, hatta kenarları da kapalı gözlükler kullanılmalıdır. İlaç tedavisinde kısa süreli kortizonlu damlalar ve alerjiye karşı çeşitli damlalar kullanılır. Ağır durumlarda sistemik etkili ilaçlar ağızdan veya damar yolundan verilir. Atopik konjuktivitte soğuk pansuman faydalıdır. Uzun süreli alerji tedavisi görenler ilaçların yan etkileri yönünden devamlı doktor kontrolünde olmalıdır.”

Daha çok çocuk ve gençlerde rastlanan bu göz hastalığı çift taraflı bir konjuktivitis şeklidir. Her ne kadar adını bahar mevsiminden alsa da yaz mevsiminde ortaya çıkar. Erkeklerde ve sıcak iklimlerde yaşayanlarda daha çok görülür. Semptomlar; Kaşıntı, ışıktan rahatsız olma, sulanma ve göz kapaklarında şişlik hissidir.

Klinik: Vernal konjuktivitis iki şekilde ortaya çıkar. Palpebral form ve bulbar form. Bazen iki şeklin de kombine olduğu olgular olabilir.

1. Palpebral form'da üst kapak konjuktivasında daha bariz olmak üzere bütün konjuktivanın kırmızı renkte olduğu görülür. Papiller dediğimiz konjuktivada hipertrofik ve poliglonal şekil gösteren sert kabarık üstleri düz olan ve mavi beyaz renkte süt görünümünde kabartılar mevcuttur.

2. Bulbar form ise palpebral kadar karakteristik değildir. Kızarıklık hafiftir ve jelatinöz kabarık kalınlaşmalar limbusta nodül veya halka şeklinde ortaya çıkar. Bazen interpalpebral veya subtarsal sahaları tutar veya komşu kornea kenarına doğru ilerler ve Bowman zarını bozabilir.

Ayırıcı tanı: Bahar nezlesi; folikül, papil, marjinal infiltrat gösteren trahom, inklüzyon konjuktivitisi, limbal granüloma, phylicten veya episkleritisden ayırt edilmesi gerekir. Kaşıntı, eozinofil hakimiyeti ve inklüzyon yokluğu karakteristik olup ayırıcı tanıda önemlidir.

Patoloji: epitel proliferasyonu eozinofil artışı, stroma kalınlaşması, konjuktiva bağ dokusunun artması söz konusudur. Hyalin dejenerasyonu ve epitel kalınlaşması süt gibi beyazımsı görüntüyü sağlamaktadır.

Etyoloji: Mevsim insidansı göstermesi kaşıntı mevcudiyeti ve eozinofil invasyonu allerjik olduğunun göstergesidir ancak spesifik bir allerjen tesbit edilememiştir.


Tedavi: Semptomatiktir. Kortizonlu damla ve pomadlar supresyon amacıyla kullanılır. Ayrıca krioterapi ve cerrahi tedavisi de mevcut olup çok büyük vejetasyonlarda tarsektomi ve eksizyon önerilmektedir.